Bir gün karanlık bir kuyunun içinde buldum kendimi. Kuyunun duvarlarına ellerimi sürüp kokusunu duyumsadım; kan ve ceset kokusu her yanı sarmıştı. Kuyunun dibi kanlı sularla doluydu ve sudan içmek isteyen insanlar, makaralarla kovalarını sallandırıp kanlı suyu çekerek içiyorlardı. Suyun her damlasında vücutlarına bir irin bulaşıyor ve naralar atarak her yere, mezarlıklara bile saldırıyorlardı. Bense kuyunun dibinden korku dolu gözlerle onlara bakıyordum. Beni görmediler… Sonra bu insanların yüzlerindeki organları yer değiştiriyordu sanki ağızları alınlarına, kulakları çenelerine geliyordu. İlginç bir dağ yaratığına doğru değişiyordu hepsi. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorken tekrar uykuya daldığımı anımsıyorum. Renk renk çiçekler kokluyordum düşümde. İnsana dair tüm renkler çiçeklerde toplanmış gibiydi. Güzeldi çiçekler…
1. Yaşlı Yarı Dünya: Müge Saut 2. Yaşlı Yarı Dünya: Tuğba Birincioğlu Anne Frank: Tuğba Begde Yaşam Oyuncusu: Halil Ersan Veba: Suat Oktan İç Ses: Cansu Fırıncı
“Asiye Nasıl kurtulur”, “Oyun Nasıl Oynanmalı” gibi oyunlarından tanıdığımız bu toprakların yetiştirdiği en önemli yazarlarından biri olan Vasıf Öngören’in Zengin Mutfağı oyunununu, daha önce Başar Sabuncu tarafından filmi de çekilmişti.
Zengin Mutfağı oyunu; Türk siyasi tarihinin en önemli olaylarından birini anlatarak başlıyor. 15–16 Haziran 1970 işçi eylemleriyle. İş yasalarında yapılacak olan kimi değişikliklere karşı çıkan DİSK eylem kararı almış ve işçiler iş bırakarak taleplerini dile getirmek adına yürüyüş düzenlemişlerdi. Dönemin koşullarında işçi muhalefetini durdurmak adına sıkıyönetim ilan edilmişti. Diğer taraftan Türkiye’de birçok kesimin artık kabul ettiği kontrgerilla örgütlenmesini de göstermektedir. Selim (Halil Ersan) Karakteri; temsil edilen devlet ve sermaye içerisinde yasa dışı faaliyetler yürütürken aynı zamanda Kerim Beyin köşkünde hizmetçilik yapan Kız (Müge Saut) ile nişanlıdır. Kendisine verilen görevleri yerine getirmeden Kız’la evlenmek istemez. Oyunun Ana karakterlerinden biri de Köşkte aşçı olan eski pehlivan Lütfü’dür (Nevzat Süs). Lütfü Usta; sorgusuz bir biçimde patronuna bağlı, gelişen olayları seyirciye aktarmak adına kilit bir noktada durur. Köşke getirilen terbiyeli kurt köpeğiyle Selim karakteri arasında koşutluk kurulurken, köpeğin önüne gelene saldırmasından dolayı Lütfü Ustanın onu zehirleme isteği büyük bir parodiye dönüşür. Oyunun diğer kahramanları Ahmet (Suat Oktan) ve Şoför Seyfi (Ulaş Kotan) gelişen olaylar karşısında tutumlarıyla oyuna zenginlik katıyor.
Vasıf Öngören, Alman Tiyatro yazarı ve kuramcısı Bertolt Brecht’in geliştirdiği “epik tiyatro” yöntemiyle oyunu yazmış, oyuncular da bu biçime sadık kalarak sahneye taşımış. Oyunun günlük hayatın bütün doğallığını taşıması izleyici ile güçlü bağlar kurmasına neden oluyor. Sıradan insanların hem kendi hayatlarını hem de başkalarının hayatlarını nasıl etkilediklerini tüm çıplaklığıyla görüyoruz oyunda.