|
|
|
|
Zararsız Oyuncular Topluluğu (ZOT) (Nevzat Süs)
Cemaatlerin ilköğretimden başlayarak kendilerine mümin yetiştirdiği bir ülkede yaşadığımız apaçık ortada. F tipi dershanelerde cemaatlerin avuçladığı gençler azımsanmayacak boyutlara ulaşıyor. Ayrıca türbanın mazlumlaştırılarak halka sempatik gösterilmeye çalışıldığı da artık önemli bir gerçek. Üniversitelerde türbanın sadece ‘başını örtmek’ ten ibaret olmadığı ve bu yaklaşımların salt inanç meselesi olmadığı bilinse de bu, ‘örtü’ lü bırakılan çözümsüz bir hadise. Bir siyasi yaşam biçiminin göstergesi olan ve tüm toplumu bu siyasal ve toplumsal yaşayış biçimine angaje etmeye çalışan iktidarla ve cemaatlerle karşı karşıyayız. Bunun adı yobazlıktır, bunun adı gericiliktir. Başka tanım aramaya ya da kılıflar uydurmaya hiç gerek yok. Sanat ortamı da bu gericileşmeye karşı durmadığı sürece bu yaşayış biçimine ortak olmakta… Oyuna çıktığı sahnenin yıkılmasına ya da aylarca kapalı kalmasına ses çıkarmayan sanatçı toplamının da bu sürece destek verdiğini açık yüreklilikle söylemekten başka çaremiz yok. Bir ülkede sahneler kapatılıyor ise bunun sanata hizmet ettiği söylenebilir mi? Sanatçının toplum karşısında sorumluluğu bu cemaatlerle mücadele etmeye gelince neden bir anda yelkenler suya indiriliyor dersiniz? Cemaatler ve iktidar öylesine bir yapı oluşturmuşlar ki durulan her zemini kaypak hale getirmeyi maalesef ustalıkla başarıyorlar; solda ya da emekten yana durduğunu zannettiğiniz kişiler/sanatçılar dahi bir anda iktidarın sözcüsü haline gelebiliyor. Böyle bir ortamda devlet bünyesinde ya da özel kurumlarda üretimine devam eden sanatçı, pusulasını yitiriyor hiç kuşkusuz. Üretme/gerçekleştirme heyecanı içinde olan genç insanlar toplumla bağ kurmadan, memleketini ve dünyayı kavramadan sanat yapmak niyetindeler. Bu içinde yaşadığımız gericileşme sürecinin yarattığı sorunlardan biridir. Sanatçı adayının hayallerinin ve umutlarının elinden alındığı bir ortamda sanatta özgünlük yaratılabilir mi? Kendi kabuklarına sıkıştırılmış ve buradan kurtulmanın yolunu ise suya sabuna dokunmayan, sözün herhangi bir değerinin kalmadığı işler yapmakta gören oyuncular topluca adına tiyatro dedikleri türlü şaklabanlıklar yapma hevesindeler. Tiyatro sanatının böyle bir şey olmadığını bilenler bilir, elbette uzun süredir tiyatro izleyicisi olan, olabilen halk da bilir. Memleketimizdeki mizahın gelişimini anlamadan, hiç Aziz Nesin okumadan mizah yapılabilir mi? Komedi adı altında oyuncuların eğitimi için defalarca denenmiş yöntemler sahneye çıkartılarak, konu komşuya oynanarak bir çeşit tiyatro macerası sürdürülüyor. Belki de zararsız oldukları için bu kadar alkış topluyorlardır, kim bilir? Tiyatroda eğlence yadsınamaz bir gerçektir fakat eğlencenin sahibi izleyicinin kendisidir. Oyuncular bu eğlenceyi taşırlar. Acaba oyuncuların kendi aralarındaki eğlencelerine ortak oldukları için mi eğleniyor bu izleyiciler? Sahneye çıkan herkes bilir ki oyunda diliniz sürçse ve siz bu durumunuzdan o an içinde birden bir espri üretseniz seyirci güler ve zevk alır. Ancak bunun adı tiyatro olabilir mi? Kişilik özelliklerimizi sahneye taşıdığımızda rol çalışmak gibi bir üretim sürecinden kendimizi kurtardığımızda tiyatro denen sanat dalı daha mı zevkli oluyor sahnede devinen/konuşan kişi (oyuncu?) ve izleyici için? Belki de bu komedi sevdalıları haklıdır. Evet, kim uğraşacak şimdi rol çıkartmakla? Dönem araştıracaksın, karakter analizi yapacaksın, karakterinin fiziksel özellikleriyle uğraşacaksın ve bunlarla da bitmeyecek. Çalış babam çalış! Oysa kolayı var, oyuncu dediğin işin en kolayı seçmeli değil mi? O halde sahneye çık ve ağzına geleni söyle, kelime dağarının olmasına ne gerek var zaten tüm gün kaç kelimeyle konuşuyoruz ki... Buradan ancak zararsız oyuncular toplamı çıkar maalesef. Ve toplumu gericileştiren her oluşuma yeni bir alan daha açılır. Zararsız oyuncular topluluğu (ZOT) olmayı kabul etmek sanatçı vasıflarını henüz kavrayamamış kişiler için geçerlidir. Memleketinin gerçeğiyle ilgilenmeyen ZOT bir süre daha eğlenecek, gülecek, güldürecek sonra sözde tiyatro yaptıkları mekânlarını yavaş yavaş cemaat evlerine teslim edecekler, bunun için kahin olmaya gerek yok. |





